Kategori arşivi: Fındık

çiğnemesi zor, sert yazılar

Kayıp

Kayıplar bize eksilmişiz duygusu verir. Biz de kayboluruz gidenle birlikte. İçimizde başlayan yangın ortalığı dumana boğar, göz gözü görmez ruhumuzun derinlerinde. Ateş hiç sönmeyecek, acımız hiç bitmeyecek sanarız yangın kavurdukça. Ama Yaradan’ın insanı en özel canlı saymasının bir nedeni de dayanma gücümüzdür. Hatta ruhun yaşam sınavındaki notu bu yangınlara dayanma başarısına göre verilir. Kaybetmeden anlamaz insan elindekinin kıymetini. Mutluluğunu farketmez mutsuz olmadıkça.

Kayıp ne denli büyükse sahip olunanlar o kadar değerlidir belki de bilemem ama tasavvuf inanışı kaybımızın büyüklüğü ölçüsünde Allah’ın sevgilisi olduğumuzu söyler. Bu yüzdendir ki Yaratıcımız içimizdeki yangının tamamen sönmesine izin vermez, bir mum alevi içimizde titrer durur. Kaybımızı unutturmamak için değil, Allah’ın sevgili kulu olduğumuzu hatırlatmak için. Ve sanırım kaybedecek hiçbirşeyimiz olmadığını düşündüğümüzde o son mum da söner. İşte o zaman tamamen karanlıkta kalırız.

Söz

Söz vermek önemlidir; iki dudak arasınsan çıkar kelimeler. Dudaklar önemlidir; sevgililer aşkın sözünü dudaklarını birleştirerek verir. Anne-babalar çocuklarına sevgilerini heryerlerini öperek gösterir. Büyüklere saygının sözü ellerini öpmektir. İki dudağın arasından çıkar sözler, dudaklar mühürdür.

Bir söz verirken bin düşünmeli insanoğlu. Söz uçar, yazı kalır dense de, önemsediğiniz birinin ağzından çıkan sözler kalbine yazılır söz verilenin. Olasılık eşittir birdir sevenin kalbinde. Arayacağım denince aranır, geleceğim denince gelinir. Ama nedense bazı iki dudağından değil de başka biryerinden çıkmış gibi davranır verdiği sözlere. Üzerine sifonu çekmiş gibi siler ve hayatına devam eder.