Kategori arşivi: Buğday

aşurenin olmazsa olmazı, aşka dair yazılar

Yıldönümü

yıldönümü

Seni umutsuzca beklediğim 365.gün bugün. Tadını çok sevdiğin, ilk yudumunu ağzında dolaştırıp, gözlerini zevkle kapatıp keyfini uzun uzun hissettiğin o şaraptan koydum yine. Bu ritüeli hiç bozmuyorum. Her akşam gelmene alışık olduğum saatte, sanki gelecekmişsin gibi iki kadeh çıkartıyorum. Sadece kendi kadehime sevdiğin şaraptan koyuyorum. Seninki gelmeni bekliyor. Yokluğunun kalbimde açtığı boşluğu hatırlatırcasına öylece bomboş duruyor.

Şarabın yanında hiçbirşey yok. Sadece bir paket sigara. Öyle severdik hatırlasana; sohbet, sigara, şarap ve biz. Hiç ayrılmazdık, hiç ayrılmayacaktık. Geç bulmuştuk birbirimizi. Aşkın değerini bilecek kadar acı çekmişliğimiz vardı. Son duraktı bu, huzurluyduk. Kah dertleşir yaralarımız sarardık, kah şakalaşır gülerdik. Çok mutluyduk çok, galiba…

Senin gidişin diğerlerine hiç benzemedi. Ne bir kavga, ne bir soğukluk. Öyle bir çıktın ki hayatımdan, bir rüyadan uyanmak gibi, hem de en güzel yerinde. Son aradığında, ayın yirmisinde geleceğim, seni çok özledim demiştin. Apar topar kapatırken sen telefonu, ben de diyebildim mi, dediysem duydun mu, duymadın da alındın mı, onun için mi aramıyorsun bilemiyorum şimdi. Üzerinden yıl geçti. Yarın ayın yirmis, yokluğunun birinci yıldönümü.

Beraber olduğumuz yıllar boyunca hiç yıldönümü kutlamadık biz. İkimiz de inanmazdık bu özel günlere. Hediye telaşı yaratan bu günlerin fazla abartıldığını düşünürdük. Bizim hediyelerimiz özel olmayan günleri özel kılardı. İşte parmağımdaki yüzük, bir 24 Nisan’da takmıştın. ‘Ciddiye alma ha, evlenme teklifi değil! Görünce kırmızı ojeli parmaklarına çok yakışacağını düşündüm.’ demiştin. 24 Nisan yüzüğüm ne zaman kırmızı oje sürsem parmağımdadır. İşte 21 Eylül oltam. Bir oltayla geldin bir gün, ‘Haydi balığa çıkıyoruz!’ dedin. 21 Eylül o oltayla özel oldu o günden sonra. Ya sen, ne yaptın acaba 11 Şubat koldüğmelerini, takıyor musun? Hani el yazımı çok severdin de, ben de kendi elyazımla isminin baş harflerini yazdırmıştım o koldüğmelerine.

İlk defa bir yıldönümü kutlayasım var. Gidişinin yıldönümü de olsa kutlasak, bir kez daha görsem seni. Söz sormayacağım neden gittiğini, neden aramadığını, neden bir açıklama yapmadığını. Gözlerime dolacak yaşlarım, sevmesen de engel olamayacağım, ama hiç hesap sormayacağım…